Sayfalar ve saatler bir aradaydı ben geldiğimde. Güneşin bittiği yerden kalktı otobüsler, trenler, tramvaylar… Gökyüzünü bir kez görsen bin kez göz kaçırırsın yağan kardan, esen rüzgardan. Bakarsın sadece, güneşin bittiği ve senin güneşini bulduğun bir yer vardır elbet. Neyin hesaplaşması, neyin kaygısıydı, nerede yazılıydı bilmiyorum. Anlatılamayan şeylerin sızısı içinde kalır hep. Daha henüz kaç ay oldu, henüz neyin yarası kapanmadı… henüz hatırımdan silinemeyenler ileride hatırlamaya çalıştıklarım olamazlar mı? Olamazlardı emindim. Henüz silinmeyen güzelim hatıralar ve yaşanan tüm acı saniyeler hiç unutulamazdı. Öylesine özel ve özlenilenler… Neyden, ne uğruna, nasıl kaybettin hatırlamak istemediğin halde hatırlatır sana ufacık bir şey. Öylesine ehemmiyetsiz ya da ölesiye ehemmiyetlidir bilemezsin… Korkarsın sebepsiz yere. Ya da kimse bunun sebepsiz olduğunu söyleyemez ki sen bile… O gittikten sonra her şey öyle can yakmıştır ki, öyle korkutmuştur ki onun sevdiklerini o halde görmek, sen farkında olmadan kalıcı bir travma bahşeder sana.
Burada saatler aynı gibi görünüyor. Alışamadığın karanlığı benimsiyorsun. Öyle güçlü yapıyor ki seni kaçtıkların, kaçamaz oluyorsun. Yalnızlığın gerçekten yalnızlık olmadığı bir yerden sessizce çekip gidemezsin. Gerçekten istediğini fark ettiğinde sana bahşedilen travmayı tutar bedenin. İçinde soğuğu hapsetmişçesine kristalleşirsin. Tek düşündüğün sevdiklerin midir yoksa korktuğun kendin misindir bilinmez. Sağlık olsun dersin. Sağlık olsun öyle basit ve ehemmiyetsiz durur ya hani, öyle gelişigüzel.. değildir öyle. Sağlık olsun dersin, sağlık olsun ben her zaman kendimi geçebilirim. Yeter ki sağlık olsun.
Kim yaşadı, kim duydu, kim anlattı bilinmez. Yeter ki sevgi olsun.
Sevgi B.